The Gift (Geçmişten Gelen) film değerlendirme

Markette alışveriş yaparken, mezun olduğunuz liseden bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz ve ardından bütün hayatınız değişiyor. The Gift Joel Edgerton’ın bize bu sıcak günlerde yönetmenliğini ve senaryosunu yazıp ayrıca başrolünde oynayarak sunduğu, kuşkusuz yazın en iyi gerilim filmi. Gelin şimdi bu kanıya nasıl vardığımı anlatayım.
Önce gerilmemin sebebini sinema girişinde şifresini ve ardından kendisin kaybettiğim kredi kartım olduğunu sansam da bir kaç dakika sonra asıl sebebin perdede gördüğüm son zamanlarda izlediğim en iyi gerilim filmi olduğunu anladım. The Gift, yeni evlerine taşınan Simon ve Robyn’in Gordon isimli Simon’ın lise arkadaşıyla karşılaşmasıyla başlıyor. Film Gordon’un -namı diğer tuhaf Gordo’nun aileye yakınlaşma çabalarıyla sizi içine çekerken bu sahnelerde Gordo gerçekten antipatik geliyor, neden aileyle bu kadar ilgilendiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Robyn başlarda Gordo’nun kapıya bıraktığı hediyelerden hoşlansa da eşinin aynı duyguları beşlediği söylenemez. Gordo’nun çiftimizi bir akşam çağırdığı yemekten sonra ailenin rahatsızlığı gittikçe artıyor.
Robyn bu durumla psikolojik olarak baş edemiyor ve aynı zamanda kocasının bilmediği yönlerini keşfederken vicdan muhasebesi de yaparak bir yandan evde zor vakitler geçirip bir yandan da evli olduğu insanı aslında çok tanımadığını farkediyor. Simon’ın aşırı hırsı ve hataları yavaş yavaş su yüzüne çıkarken, filmin ana teması “sizin geçmişle işiniz bitsede geçmişinizin sizle olmayabilir” den ne kastettiğini anlamaya başlıyorsunuz. Bu aşamada izlerken Robyn’in gelgitleri izleyenlere yansıyor, Simon masum mu yoksa Gordo tam bir sosyopat mı? Ardından bu karışıklık içinden yönetmen dahice çıkmayı başarıyor ve size unutamayacağınız bir sona hazırlıyor; zekice ve etkileyici. Evet filmin ana hatları bunlar ama izlerken tabii ki çok daha fazlasını bulacaksınız.the gift dt2
Gelelim biraz daha teknik konulara, filmin ortalarında biraz tempo düşsede çoğu an perdeden gözünüzü alamıyorsunuz, kurgu gerçekten çok güzel, senaryoyu yazan Joel Edgerton filmde ne vermek istiyorsa küçük mesajlar halinde size sunuyor, bunda Gordon tiplemesini kendisinin oynamasının da büyük payı var, karakter inanın muhteşem ve size filmde ne hissetmenizi gerektiriyorsa hissettiriyor. Simon rolündeki Jason Bateman ve Robyn rolündeki Rebecca Hall da harika oyunculuklar çıkartıyor. Belirtmeden geçemeyeceğim bir konuda filmin müzikleri, evinizde sırtınızı koltuğa yaslamış otururken dahi dinleseniz sizi yeterince gerebilir. Sahneler ve müziğin uyumu benden tam puan aldı. Filmin gösterdiği diğer bir nokta düşük bütçelerle çok güzel filmlerin çekibileceği. Bunun Türk sineması içinde örnek olmasını temenni ediyorum.
Yurtdışı bir kaç sinema sitesinde de övgüyle bahsedilen film bence bu yılın iyi filmlerinden. İster sinema da isterseniz ev ortamında, sadece biraz sessizlik yeterli, filmi izlerken koltuğunuzdan kalkmak istemeyeceksiniz. Puanım 7,5/10
Başka bir film değerlendirmesinde buluşmak üzere
Herkese iyi seyirler

 

 



Merhaba, 1978 İstanbul doğumluyum, finans sektöründe çalışıyorum, sinema, edebiyat, motor sporları ve gezi başlıca aktivitelerim. Hayata olumlu bakmayı seviyorum


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir