robinson-crusoe-cuma-filmi-yorumu-filmhakkinda_com

Robinson Crusoe ve Cuma

Merhaba,
Afişinde hoş geldin der gibi bakan dostumuz Robinson Cruoso’nun yeni film değerlenme konum olması beni de çok memnun etmişti ki eski karikatürleri de anımsayarak ve tebessümle yerime oturuyordum. Gürcan Yurt’un Lemanyak’ta hayat verdiği Robinson ve Cuma karakteri 90’lı yılların sonunda her hafta bizi kahkahalara boğuyor öyleki bir seferinde -durdurulamayan gülme krizi ile- şehirler arası bir otobüsten neredeyse atılmama sebep oluyordu. Bu referanslarla ama beklentimi de çok yükseltmeden filmi izlemeye başladım.

Robinson ve Cuma adalarında umutsuz ve tükenmiş bir şekilde yaşarken, aniden gelen bir gemi ve misafirleri ile hayatları tamamen değişir. Bay Viktor ve kızları Donelya ve Yanarin, hayatın acımasızlığından ve çirkinliğinden kaçarken gemilerinin sürüklenmesi sonucu adaya ulaşmışlardır, buna tabii ki yıllardır insan yüzü görmeyen Robinson ve Cuma çok sevinirler. Yeni katılanlar ile birlikte ada hayatı tamamen değişirken, Donelya ve Yanarin için yanıp tutuşan Robinsan ve Cuma onları elde edebilmek için türlü yollara başvururlar… Filmin bu hikaye üzerine devam ettiğini söyleyebiliriz, tabii ki çok daha fazlası var.

Filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan çizer Gürcan Yurt aslında kitabına da bağlı kalarak hikayeyi anlatmaya çalışmış. İzlerken ayrı ayrı sayfaları çevirir gibi oluyorsunuz ama bu aynı zamanda bende bir çekince de yarattı. Karikatürleri okumayan birisi bu filmden tat alabilir ince espirileri anlayabilir miydi, izlerken de hissettim, benim kahkaha attığım bir çok yerde çoğu insan sessizdi. Bunu ileriki günlerde vizyon başarısı ve eleştiriler ile göreceğiz. Oyunculuklara gelirsek; ana karakterler dışında kalanlar vasat ve birazda zoraki bir anlatım sergiliyorlar. Bununla birlikte Cuma karakterindeki John Nyambi oldukça iyi bir iş çıkarmış. Benim asıl merak ettiğim Robinson rolündeki Serhat Kılıç idi, açıkcası harika oynamış diyebilirim. Genellikle kitaplardan veya karikatür – çizgi romanlardan çıkan karakterleri canlandırmak zor olur, aynı etkiyi bırakamazsanız filmi dahi sönük bırakabilirsiniz ama Serhat Kılıç üstesinden hakkıyla gelmiş rolün. Bir adım daha ileri gideyim; bu film sayesinde sinemamız tam bir Robinson karakterine kavuştu diyebiliriz, mimikleri, konuşma tarzı, kılık kıyafeti ve anlatımıyla sayfadaki Robinson’u dört dörtlük ete kemiğe kavuşturmuş. Kurguda kopukluklar var, mazur görebiliyorum, bir de soft bir anlatım olmuş, karakterlerin – özellikle Robinson’un – dili bayağı normale çekilmiş, bunu da genele hitap etmek için yapılmış sayıyorum. Çekimlerde de hatalar yok değil, bazı sahneler gündüz olmasına rağmen fazla karanlık çıkmış, art arda gelen görüntülerin örtüşmediği sahneler de var. Dron kameranın açıları da çok iyi değildi, daha etkili kullanılabilirmiş ama tüm bunları filmin bir Türk filmi olması sebebiyle bu sefer görmezden gelebilir, küçük bir torpil yapabiliriz.

Biraz güncel hayattan kopup fantastik bir hikaye izlemek, özellikle Serhat Kılıç’ın ve John Nyambi’nin oyunculuğu ile eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız, beklentilerinizi çok yukarıda tutmadan, filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Karikatürleri okuyanlar ayrı bir tat alacaklardır.

Başka bir film değerlendirmesinde görüşmek üzere herkese iyi seyirler
***unutamadığım replik: Robinson Cuma’yı sahilde kovalarken “kaçma ulan değişik” 🙂
Puanım: 6,5/10

Dinçer Özden
Twitter: @dincerozden



Merhaba, 1978 İstanbul doğumluyum, finans sektöründe çalışıyorum, sinema, edebiyat, motor sporları ve gezi başlıca aktivitelerim. Hayata olumlu bakmayı seviyorum


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir